Ahmet Beyin Şaşkın Bakkalı

Rahmetli Barış Manço’nun dillendirdiği Ahmet Beyin Ceketi şarkısının Ahmet Koşar’la ilgisinin olabileceğini pek az kişi bilirdi.

Cekete konu edinen Ahmet Beyin de Şaşkın Bakkal olabileceğini belki yine çok az kişi bilirdi.

Uzun yıllar Şaşkın Bakkal’da oturan Barış Manço, Ahmet beyi ve Şaşkın Bakkal’ı en iyi tanıyanlardan biriydi.

Kimin bilip, kimin bilmediğinden daha önemli olan İstanbul’un her adımının bir hikâyesinin olduğudur.

Kimi hüzünlü bir hikâye, kimi sevinçli, kimi de çok ibretlik.

Bazısı tarihi vesikaya sahip, bazısı derin bir hüznü barındırıyor.

Belki de İstanbul’u asıl ilgi çekici yapan da bu hikâyelerin bir şehre dönüşmesidir.

Zamanım oldukça İstanbul’un hikâyelere konu edilen yerlerini gezmeyi çok seviyorum. Bazen tarihi yerlerini, bazen doğal güzelliklerini, bazen sahillerini ve illa da içinde hikâye barındıran sırlı yerleri…

Şaşkın Bakkal semtinin Kadıköy’de olduğunu biliyordum.

Bilmemin muhteviyatı, yön levhasında gördüğümden ibaretti.

Tam olarak nerede, neden şaşkın, neden bakkal, doğrusu bilmiyordum.

Merak etmiş miydim, bilmiyorum. Belki de isminden dolayı merak ettim ama geçti gitti.

Belki de gerçekten merak ettim ama hikâyeler şehri İstanbul’da o hikâyeye henüz sıra gelmemişti…

Ta ki, TRT 2’de bir program izleyene kadar.

Ahmet Koşar’ın yani Şaşkın Bakkal’ın 80 yaşında olan oğlunu konuk etmişti TRT 2. Ne programın adını hatırlıyorum ne de Ahmet Koşar’ın oğlunun adını.

Ancak Koşar’ın anlattıkları ilgimi çekmeye yetmişti.

İlk hafta sonu da Şaşkın Bakkal semtini görmüş, eşimle birlikte bir günümüzü burada geçirmiştik.

Peki nedir Şaşkın Bakkal ya da kimdir Şaşkın Bakkal?

1928 yılında bir manavda çırak olarak işe başlayan Ahmet Koşar, 4 yıl sonra şimdiki Bağdat caddesinde, hiçbir yerleşim yerinin olmadığı zamanda bir arazi kiralar ve derme çatma bir manav açar. Manav açmaya açar ama satış yapacak ne bir ev, ne de bir işyeri vardır.

Oradan gelip geçenler “Bu adam şaşırmış, burada manav mı açılır” diyerek adını zamanla “Şaşkın Bakkal”a çıkarmışlar.

Kuşkusuz Ahmet Koşar şaşkın değildi.

Parası o araziye yetiyordu ama gücü her yere.

Issız yerde açtığı manavdaki ürünleri önce eşekle, sonra bisikletle, sonra arabayla pazarlamaya başladı.

Zamanla oralar ev doldu, dolmuş ve belediye otobüsleri için de manavın yeri “Şaşkın Bakkal” durağına dönüştü.

Sonra semt büyüdü.

Ahmet Bey, soyadı gibi başarıdan başarıya koştu; sinema, armatörlük derken büyük bir işadamı olup çıktı.

Detaylar Ahmet beydedir ama bir semte adını verecek kadar şaşkın olmak ibretlik bir hikâyedir.

***

Şimdilerde Şaşkın Bakkal’ın yerinde büyük bir alışveriş merkezi var.

O semtte birçok işyerinin adı da “Şaşkın Bakkal”dan çeşitlenmiş isimlerdir.

Şaşkın Bakkal sahili, çok güzel bir sahil.

İBB’nin bir tesisi de bu sahilde var.

Sahil boyunca yürüyüş ve bisiklet yolu mevcut.

Dondurmacılar, çay, mısır gibi satıcılar da var.

İBB’nin bir de tuvaleti bulunan sahil boyu çok uzun.

Yemyeşil şekilde dizayn edilmiş sahil boyunda ağaçlar da konuklarına gölgelik yapıyor.

Mangalsız piknik yapmak için uygun bir yer Şaşkın Bakkal Sahili.

Denize girmeye uygun olmazsa da, denize girenlerin çokça görüldüğü bir yer sahil boyu. Hatta bunun için şezlong kiralayan yerler bile var.

Sahil boyunca portatif sandalye, masa ve sergisini alan aileler burada hafta sonunu ya da akşamını geçiriyor. Manzarası güzel, denizi güzel, güneşi güzel, martıları güzel, yeşili güzel ve en önemlisi sakinliği çok güzel.

Şaşkın Bakkal semtinde aradığınız her şeyi bulabiliyordunuz.

Bir zamanlar bakkalın bile olmadığı semtte, şimdi ne ararsan var. Hatta Kadıköy’ün en nezih yerlerinden birisi de diyebiliriz, Şaşkın Bakkal’a…

Yolunuz düşerse uğrayın derim…

Bir hikâye nasıl yazılırmış gözünüzle görün isterim…

Naif Karabatak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir