Bir ‘AK Parti’ye Üye Olamama’ Hikâyesi

Bugüne dek herhangi bir partiye üye olmadım, olmak istemedim, böyle bir ihtiyaç duymadım. Duysaydım, belki de bu yazıyı yazma gereği duymazdım. Zamanın birinde başlayan üyeliğim ya sürer giderdi ya da sonlandırılırdı. İlginç olmazdı anlayacağınız. Bir partiye gidiyorsun ve üye olmak istiyorsun. Sanırım sizi hemen üye yaparlar.

Öyle değilmiş…

Üye olmanı gerektiren tüm şartları taşısan bile üye olman o kadar kolay değilmiş.

Belki de sadece AK Parti’de böyle, belki diğer partiler de öyle.

Dedim ya, hiçbir siyasi partiye üye olmayı düşünmediğimden, varsayım olan ‘üye olma’ girişiminde neler olacağını da bilmem mümkün değil.

Ama tahmin ediyordum.

Mesela bütün siyasi partilerde herkesi delege yapmazlar. ‘Beklentileri karşılayanlar’ın delege olma ihtimali çok yüksektir. O nedenle ben sadece üyelikle ilgileneyim, delege kısmı, teşkilata hâkim olanların hükmünü sürdürme alanı olarak orada öylece kalıversin.

***

15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra nedense bende AK Partiye üye olma isteği doğdu.

Günlerden bir gün İstanbul’da AK Parti üye standına denk geldim.

Tıpkı 15 Temmuz akşamı Atatürk Havalimanına yürüdüğüm gibi bir pehlivan edasıyla çadıra yaklaştım, görevlilerden üye formunu alarak, muzaffer bir komutan edasıyla doldurdum. Değil mi ya, bir süre önce bir darbeyi püskürten neferlerden sadece birisiydim.

Artık ben de bir siyasi partiye üye olmuştum. Hem de kurulduğu günden bu yana gönlümde yatan aslana, oy verdiğim partiye, beğendiğim liderin başında olduğu siyasi oluşuma…

Rahatladım.

Bir şekilde darbeye karşı tavrımı da ortaya koymuştum.

Öyle biliyordum, öyle değilmiş…

Bir süre sonra e-devlette üye olduğum dernek, vakıf ve siyasi partilere bakarken, aslında hiçbir siyasi partiye üye olmadığımı da kendi gözümle görmüş oldum.

Doldurduğum form yırtılıp atılmıştır, belki de kayıt yapmayı unutmuşlardır diye önemsemedim. Demek ki kısmette AK Partiye üye olmak yokmuş…

***

Aradan yıllar geçti, bir gün AK Parti yeni bir üye kampanyası başlattı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da üyelik çağrısı her bir yanı süslüyordu. Bu defa üye olmak için özel bir çabam veya niyetim olmadı ama denk geldiğim üye standına uğramaktan da imtina etmedim. Bu defa muzaffer bir komutan edasıyla değil, üyelik formu kayda alınmayan, belki de hesaba alınmayan birisi olarak.

Bir kez daha üyelik formunu doldurup, görevlilere teslim ettim.

Yine içim rahatlamıştı. O zaman olmamıştı ama bu zaman olmuştu.

Öyle sanıyordum, değilmiş.

Bir süre sonra cep telefonuma AK Parti il ve ilçe teşkilatından SMS gelmeye başladı. Etkinliklerden haberdar ediliyordum. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul programı hakkında bilgilendiriliyordum. Üstelik de “Sayın Üyemiz” diye hitap ediliyordu. Demek ki ‘Sayın üye’ydim. Hem de AK Partide, değilmişim…

Bir süre sonra yine e-devlet’te gezinirken aklıma geldi. Gerçi SMS geliyordu, gerçi “Sayın Üyemiz” deniyordu ama gerçekten de ben bir ‘sayın üye’miydim, değilmişim…

Bu nasıl bir iş anlamak mümkün değil.

Kimsenin koltuğuna göz koymuşluğum bugüne dek olmadı, bundan sonra da olması mümkün değil. Siyaseti oldum olası sevmedim, seveceğimi de hiç sanmıyorum. Bu yaştan sonra siyasi arenada zamanımı harcamak, rahatını kaçırmak, moralimi bozmak gibi bir niyetin içinde değilim. Üstelik de ve bence en önemlisi de ilçe veya il teşkilatlarının korkacağı bir güce sahip değilim. O zaman beni “üye yapıyoruz” diye kandıran teşkilatın amacı ne?

Daha da ilginci, ülke genelinde Cumhuriyet Halk Partisine (CHP) üye olan 1 milyon 257 bin 110, İYİ Parti’ye üye olan 368 bin 344, Halkların Demokratik Partisi’ye (HDP) üye olan 40 bin 528, Milliyetçi Hareket Partisi’ne (MHP) üye olan 479 bin 197 ve başvuru yaptığım AK Parti’ye üye olan 10 milyon 984 bin 312 kişinin üye olmak için farklı bir yol mu izliyorlar, farklı bir kişiliğe mi bürünüyorlar, doğrusu çok merak ediyorum.

Bu yazıyı herhangi bir siyasi partiye üye olmak için yazdığım düşünülmesin. Bu saatten sonra özel üyelik verseler dahi üye olmam asla ve katta mümkün değil.

Sadece merak ediyorum; üyelik kampanyası yapanlar, sadece bunu sosyal bir etkinlik olarak mı planlıyor, sonra da listeleri kendi istedikleri gibi mi ayarlıyorlar. Ve daha önemlisi aslında liderlerini kandıran teşkilatların varlığı mı söz konusu?

Ne dersiniz Sayın AK Parti ilçe ve il başkanları, kendi liderini kandıran teşkilatlar mı var?

Bilmiyorum, bilmek de istemiyorum.

Amannnn, bana ne ki, üye miyim?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir