Bir hafta sonu kaçamağı; Esenköy

İstanbul’da yaşayanlar, hafta sonu veya kısa tatillerini değerlendirmek için İstanbul’un dışına kaçmaya çalışırlar. Şehrin gürültüsünden, trafik yoğunluğundan, bir başka deyişle stresinden birazcık da olsa uzaklaşmak için kaçacak sessiz, sakin bir yer ararlar. Belki de aradıkları sadece sessizlik, sakinlik değil, denizdir de…

İDO’nun deniz otobüsleri, hızlı tren.. gibi “kaçışı” kolaylaştıran ulaşım araçlarına kendi araçlarınızı da eklediğinizde, üstüne bir de “paranız” ve zamanınız varsa gidemeyeceğiniz yer yoktur. Belki de gidebildiğin her yer senindir, bir süreliğine de olsa. Nasılsa bu dünyada kalıcı değiliz, gideceğimiz hiçbir yerde de kalıcı olmayacağız. O zaman güzelliğin tadını çıkarmak, yoğun çalışma temposuna ufak bir mola vermek gerekir. İşte tatil dediğimiz, tam da bu anlayışla ortaya çıkmış.

Belki de tam da bu anlayışla İstanbul’dan sakin yerlere kaçmak isteyenlerin uğrak yerlerinden birisi de Esenköy. Esenköy’e Yenikapı ve Bostancı’dan İDO ile TURYOL’un deniz otobüsleriyle bir buçuk saatlik bir deniz yolculuğundan sonra ulaşmak mümkün. Araçla daha uzun ve daha masraflı olduğu için deniz otobüsleri daha çok tercih ediliyor. Bu arada deniz otobüslerinin kişi başı fiyatı 22-29 TL arasında değişiyor.

Eski adı Katırlı olan Esenköy, Yalova’nın Çınarcık ilçesine bağlı bir beldedir. Nüfusu 4 bin civarında olan beldenin “tatil sezonunda” 100 bini bulduğu tahmin ediliyor.

1900’lü yılların başında bölgenin en zengin Rum köyü olan Katırlı, yani yeni adıyla Esenköy’de Müslümanlar da yaşıyordu. 1921 yılında Yunan askerlerinin kanlı baskınından sonra yapılan Müslüman katliamı, köyün kaderini de tümden değiştirdi. Köyde yaşayan Rumlar Yunanistan’a kaçmak zorunda kaldı, az sayıda kalan Müslümanlarla bir arada yaşamak için devlet eliyle Kafkas göçmeni, Gürcü ve Lazlar yerleştirildi. Böylece köy, bir bakıma “mülteci” köyü oldu. Köyde alışkanlık haline gelen kazanç kapısı zeytincilik ve ormancılık yeni mukimlerle sürdü gitti. Ta ki, 1970’lere kadar.

1970’li yıllarda köy, denizini ve doğal güzelliğini pazarlamayı düşünerek turizme yöneldi. O zamana kadar sadece “deniz ulaşımı”yla gidip gelinen Esenköy, ürettiği zeytinleri İstanbul’a deniz yoluyla pazarlıyor, devam eden bu ticareti, yeni insanların köye gelmesine imkân sağlıyordu.

Turizme yönelen köylüler, bu defa pansiyonculuğu da zorunlu olarak meslek haline getirdi. Misafir sayısı artınca da işletmeler çeşitlendi, böylece zamanla “bir tatil beldesi” görünümüne kavuştu.

Ancak, aradan geçen yaklaşık 50 yılda Esenköy’ün turizminin geniş kitlelerce yeni yeni keşfedilmeye çalışılmasında yerel esnafın ve belediyenin suçu var.

Önce Esenköy’ün güzelliklerine bakalım, sonra eksikliklerini de not ederiz…

Esenköy, özellikle “muhafazakâr” kesimin tercih ettiği yerlerden olsa da, muhafazakâr olmayan kesimin de ilgi alanına girdi. Özellikle “Kadınlar Plajı”, rahatlıkla denize girememekten şikâyet eden kadınlar için tercih edilen yer oldu. Denizi ve plajlarının yanında yeşilin her tonuyla da ziyaretçileri kendisine çeken bir cazibe merkezi konumuna yükseldi.

Sakin bir kasaba olan Esenköy’de, kahvaltı sofranıza cırcır böceklerinin sesini konuk edersiniz. Köy sakinliğinin verdiği o derin sessizlik, sessizliği bozan şiir gibi, şarkı gibi cıvıldayan kuşlar, böcekler.. sizi kuytu bir köy havasına sokar.

Yolları, evlerin konumu, yeşillikler de sizi bir köydeymişsiniz algısını oluşturur ki, gerçekten de tam bir köydür Esenköy. Bu algınız liman tarafına geçince değişir. Marketleri, pastaneleri, lokantaları, kafeleri, denizi, plajı, kumu, el emeği, göz nuru ürünlerin sergilendiği yerler.. Bütün bunlar bir anda sizi sessiz sakin bir köyden alır, kalabalık bir tatil köyüne bırakır.

Esenköy’de sahil boyu gezebilirsiniz. Sahile bitişik çay bahçelerinde çay içer, acıktığınızda yemeğinizi yersiniz.

Sahile yakın iki önemli camisi var Esenköy’ün birisi Esenköy Merkez Camisi, diğeri de Kanarya mahallesinde Kanarya camisi.

Esenköy’ün eski evleri daha çok köy evi gibi, yeni yapılan ve gittikçe artan binalar ise “günlük-haftalık” kiralama için yani pansiyonculuk adına yapılanlar. Ancak ne yazık ki bu binalaşma merakı, aynı zamanda doğanın katledilmesi, köy havasının değişmesi, stres ve gürültüden kaçanların yine gürültüye boğulması manasına gelir. Umarım bu merak, çok daha fazla yayılmadan kesilir, Esenköy, esenlik içinde gidilebilecek bir yer olarak hep alternatifler arasında bulunur…

Gelelim olumsuz yanlarına…

İyi bir esnaf, müşterisini memnun eden ve onun bir daha gelmesine çaba gösterendir. Bu hem müşteriye karşı yaklaşımdır hem kalite hem de uygun fiyattır. Müşteriye karşı yaklaşım, sadece güler yüz değil, onun işini kolaylaştırmak, aradığını bulmasına yardım etmektir. Bu şekilde aslında o an değilse bile bir sonraki ziyarette yine tercih edilen olmasına imkân sağlar.

Ancak Esenköy’de eksik olan tam da bu…

Hiç kuşku duymuyorum ki, bunda Esenköy Belediyesinin de suçu var, STK’ların da suçu var.

Çok kaliteli olmayan yiyeceklerin çok pahalı satılması, Esenköy’ün en olumsuz yanlarından birisi.

İkincisi dışarıdan gelenlerin en önemli ihtiyacı olan tuvaletin “beleş kazanca” dönüştürülmüş olması. Birçok işletmenin tuvaleti yok, olanlar da İstanbul’dan bile pahalı.

Pansiyon fiyatları evin konumu ve büyüklüğüne göre değişiyor ama ortalama olarak 125 ila 200 TL arasında bir gecelik daire kiralamak mümkün. Tabi bu kiralamanın “resmi bir kaydı” olmadığını da not düşeyim.

Plaj ücreti erkeklerde 10, kadınlarda 20 TL. Tabii bu ücret şezlong ücreti olarak geçiyor. Plajlar daha temiz, daha pahalı olabilir ama bunu da “daha çok ve hemen kazanayım” mantığıyla değil, “Esenköy’ün misafiri de geliri de sürekli olmalı hep aranan, sorulan yer olmalıyız” anlayışıyla yapılmalı.

Naif Karabatak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir