Bir moda mevsimidir insanlığımız

Sömestr tatilinde terzi çıraklığı yaptığım zamanlarda İspanyol paça modaydı. 30 santim, 40 santim, 45 santim.. paçanın boyu aynı zamanda ne kadar çağdaş olduğunun da göstergesiydi. Çünkü o zamanlar moda öyleydi, tıpkı İzmir depreminde enkazdan çıkarılan Ayda bebeğe gösterilen merhamet gibi, sevinç gözyaşları gibi, ilgi gibi, insanlık gibi…

Ne yazık ki insanlığımız bir modadır; bir mevsimliktir, bir süreliktir, bir anlıktır ve herkesin insanlığını gösterdiği bir zamanda geri kalmamanın tam adıdır.

Dün Ayda bebeğin babasının kucağında sıkı sıkıya sarılarak hastaneden “adeta kaçarcasına” resmini görünce insanlığımızın moda mevsimi aklıma geldi.

Ayda bebeği hastanenin kapısında karşılayan basın ordusu yoktu.

STK’lar da yoktu.

Siyasiler de yoktu.

Köfteciler hiç yoktu.

Olmaması bana göre daha iyi ama olmalı mıydı, elbette…

Koca bir depremin izini silen, 114 ölümün acısını hafifleten şey, toprak altından çıkan canlardı.

Kurtarılan her can, kaybettiklerimizin acısını dindirendi.

Bu hep böyle olmuştur.

Bu hep böyle de olmalı.

Dayanışmada, tasada ve sevinçte ortak olma sadece bir millete has değil, insanlığın gereğidir.

Öyle olmalı…

Ama hep öyle olmuyor.

İnsanlığımız tıpkı bir moda gibi.

Kırmızı pantolon bu yıl modaysa, gelecek yıl giyilmez.

Ekose ceketi geçen yıl giydinse bu yıl giymeyeceksin demektir.

Çocukluğumda rahmetli terzi Şevket amcanın yanında çıraklık yaparken, modanın ne ucube bir şey olduğunu öğrenme şansım da olmuştu.

Hani bazı yabancı veya yerli filmlerinde gördüğümüz İspanyol paçalar o yıl modaydı.

Pantolonun paçası ne kadar genişse, o kadar çağdaş olunuyordu. Medeniyetimiz pantolonun paçasıyla ölçülüyordu.

Bir ölçümüz vardı yani.

Elimize mezruyu alıyorduk ve ölçüyorduk.

30 santim mazbut bir aileden geldiğini gösterirdi belki.

35 santimde demokrat olur muydun bilmiyorum

40 santimde belki çağdaş ve laik olma şansını da yakalardı.

Ama 45 santimde dünyanın en ileri görüşlü, en medeni, en çağdaş, en laik adamı olur çıkardın.

Bir şey bilmene gerek yoktu; tiril tiril paçaların vardı, salınıp duruyor, hatta ta uzaktan gel gel ediyordu.

O zamanlar yaşlı müşterilerimizin pantolon paçasının ölçüsü “komik” denecek kadardı. 18 santim, belki 20, belki 25 ama asla 30 değil.

O kadar komik bir paçaydı ki, o kadar gerici, o kadar yobaz, o kadar ilkeldi ki, anlatılmaz.

Zaten o nedenle “yaşlılar” dar paçayı tercih ederdi.

Ben terziliği bıraktım, paçalar da her yıl değişmeye başladı.

O gün “dar paça” diye burun kıvrılan, hatta iğrenilen ölçüler, hayatımız boyunca giyineceğimiz pantolonların paça ölçüsü oldu.

Çünkü modaydı.

O yıl ninemizin, annemizin, teyzemizin giyindiği basma elbiselerin şimdi yeniden revaçta olması gibiydi. Yani bir tercihti, yoğun bir ilgi arasında yalınız kalmama çabasıydı.

Ama insanlık öyle değil…

O gün de insanlık aynıydı, bugün de aynı, yarın da aynı olacak.

Gerçek insanlıktan bahsediyorum, moda olan ve bir mevsimlik, bir dönemlik, bir sezonluk, bir anlık, bir olaylık, bir seçimlik değil…

Depremde enkaz altından sağ kurtarılan Ayda bebeğe ve diğerlerine olan ilgi, aslında insanlığın bir gereğiydi, sürüp gitseydi…

Bugün Ayda bebeği hastaneden yalnız yollayan akım, insanlık modasının eskimesi nedeniyledir.

Dün Ayda bebeğe köfte yollayıp, hastaneyi köfte tarlasına döndürenler, sokakta aç biilaç olanlara bir gram köfte vermeyenlerin ta kendisidir.

“Açım” diyene de, “aç” olduğunu gözleyene de, “nefsine” gem vurup, “köftesiz” yaşayana da ulaşamayanlar, modanın peşindedir, insanlığın değil.

Tıpkı yaptığı yardımı yedi düvele duyuran görmemişler gibidir, onların ve belki bizim de insanlığımız…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir