İnce ince bir seçim

-Başkanım, bu sonuçlar fena değil, hatta çok iyi bir oy aldınız. Ben size diyeyim, -açık oy gizli tasnif hariç- partimizin tarihinde aldığımız en çok oy, işte bu oy, en ince oy, işte bu oy, en güzel oy, işte bu oy. Gelin yapmayın, etmeyin, üzülmeyin. Karalar bağlamayın. Bak ince hastalığa yakalanırsınız.

-Hadi lan oradan, beni kandırdınız. Kandırdınız işte, kandırdınız, ben oynamıyorum, küstüm; küstümmmm.. küstümmmm..

-Başkanım yapmayın, sizi niye kandıralım.

-Millet isyanda dediniz, halk durumdan memnun değil dediniz.

-Ama öyleydi?

-Ama böyle oldu.

-Bakın başkanım bu konuda haklısınız, biz de diğer konularda haklıyız?

-Hangisindeymiş o, de bakim?

-Başkanım siz de gördünüz dolar oldu beş lira.

-Ama millet doları umursamadı.

-Şeker fabrikaları vardı başkanım.

-Onu da takan olmadı.

-Belki de biz anlatamadık başkanım.

-Yahu neyini anlatacağız, şeker fabrikaları kapatıldı demediniz mi?

-Dedik ama kapatılmadığını halk biliyordu.

-Nasıl yani kapatılmadı mı?

-Yok başkanım, kötü yönetim nedeniyle zarar edenler şimdi kara geçti!

-Mağdur olan olmadı mı?

-Yok başkanım

-Ee ondan işte halkı inandıramadık.

-Ama başkanım satılan yerler…

-Demek ki millet satmayı da umursamadı.

-Ama fındık üreticisi vardı başkanım, tütün üreticisi vardı. Hani siz de “Oy aman aman, burası Adıyaman” türküsünü söylemiştiniz ya…

-Evet evet zaten bana türkü söylettiniz, dans ettirdiniz, seçimi kazanamadık…

-Ama başkanım traktöre de bindiniz…

-Evet bir tek eşeğe ters bindirmediğiniz kalmıştı, süre uzun olsaydı o nu da yaptırdınız eminim.

-Yapmayın başkanım şirin görünmeniz lazımdı.

-Neye, burası Şirinler köyü mü ve ben de bir şirin miyim, şirine miyim?

-Estağfurullah başkanım, o ne biçim söz. Sizi bizim gönlümüzün başkanısınız…

-Yağ yak bakayım da boşa yakıyorsun.

-Ne yağı başkanım, siz var ya siz…

-Ben yokum artık, oynamıyorum.

-Neden başkanım, daha genel başkanlık..

-Yok ya, onda da beni kandırın değil mi?

-Estağfurullah başkanım. Vatandaş yan çizdi, biz ne yapalım.

-Yahu halen akıllanmadınız, yine suçu halka atacaksınız değil mi?

-Ama öyle, halk layık olduğu idare ile idare olunuyor. Bak bu söz bizim değil, onların inancında var.

-İşte siz hor gördükçe biz kazanamıyoruz.

-Nasıl yani başkanım.

-Siz halkın oy vermesini istiyorsunuz ama halkı tanımıyorsunuz, halkı horluyorsunuz, sonra size destek vermesini istiyorsunuz. Yani siz dediğime bakma, biz yani.

-Başkanım ideolojik rahatsızlık mı geçiriyorsunuz, travmalarda mısınız, depresyona girdiniz de çıkamıyor musunuz, nedir?

-Yok kardeşim, gerçekleri görüyorum. Adam çıkmış yenmiş, çıkmış yenmiş, yenmiş de yenmiş, yenmiş de yenmiş, ben çıktım beni de yendi, sen çıksan seni de yener…

-Başkanım, sanki biraz ateşiniz var, gelin bir doktora görünelim, siz iyi değilsiniz. Hele halk, millet, vatandaş demeye başladınız, hepten kaygılandım.

-Ben hiç olmadığı kadar iyiyim, adamın hakkını verin. Oy istediği kitleyi biliyor, onlarla aynı duyguları paylaşıyor ve başarılı oluyor. Biz oy istediğimiz kitleyi hem beğenmiyoruz, hem tanımıyoruz. Sonra bize niye oy vermediler diyoruz, adamları horluyoruz be horluyoruz.

-Başkanım bana niye kızıyorsun ki, partinizin genlerinde bu var, ben de aynısını sürdürüyorum.

-O geni değişmek lazım, genel başkan olursam detokslayacağım da saklayacağım, saklayacağım da detokslayacağım…

25 Haziran 2018 Naif Karabatak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir