Küllerinden doğan şehir; Gölcük

Adını daha çok depremle duyurmuştu Kocaeli’nin Gölcük ilçesi. 1999 yılında meydana gelen ve hepimizi derinden üzen 17 Aralık depreminde en çok etkilenen, aynı zamanda depremin merkez üssü de olan ilçeydi Gölcük. İzmit Körfezi’nin güney kıyısında yer alan Gölcük, tersane şehri olarak da bilinir. Türkiye’nin ilk ve tek karaya yerleştirilmiş su üstü savaş gemisi müzesi de Gölcük’te bulunuyor.

İsterseniz Gölcük’ün küle döndüğü, yüreğimizde derin acılar bıraktığı 1999 yılına gidelim.

17 Ağustos 1999 yılında, saatler gece 03.02’yi gösterirken, bütün Türkiye’nin yüreğinde bir deprem oldu. Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan depremde resmi verilere göre 17 bin 480 kişi hayatını kaybetmişti. Sadece Kocaeli’nde hayatını kaybedenlerin sayısı 9 binden fazlaydı. (9 bin 477 kişi)

O gece, 35 bin 180 konut, 5 bin 770 işyeri yıkılmış, 40 bin 757 konut, 6 bin 57 işyeri orta, 45 bin 86 konut ve 6 bin 128 işyeri de hafif hasarlı olarak kayıtlara geçmişti.

Orada ölen ve sağ kalan her bireyin farklı hikâyesi vardı.

Birçok hikâye dinledik, birçok hikâyeye tanıklık ettik, bazılarını hiç duymadık, görmedik. Bazı hikâyeler, kahramanlarıyla birlikte yıkılan binaların altında kalarak toprağa karıştı.

Gölcük, o gece küle döndü. Bugün ise tıpkı Zümrüdü Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğdu.

O depremden sonra yaraların sarılması için hayatımıza yeni bir vergi de girmişti.

Geçicibir defalık” denmişti, “yara sarma” adına çıktığı söylenmişti, “yolsuzlukla” anılmıştı, “talan” edilmişti.. neyse de sonra geçici denen vergi, kalıcı hale gelmişti.

O gün ve ondan sonra gelen iktidarlar dumanı üstünde tüten bu sıcak paradan vazgeçmemiş, vatandaşın ne kadar mağdur olduğu da hiç kimsenin umurunda olmamıştı. 20 yıldır hayatımızda var olan, aldığımız her ürüne “haraç” olarak ödediğimiz özel işlem/tüketim vergisi (ÖİV-ÖTV) de o geceden sonra meclisten geçmişti…

Vatandaşın yolunacak kaz görülmesi bir yana, koca devletin kendi vatandaşına yalan söylemesi de bir yana. Hani bu vergi bir kerelikti, hani geçiciydi, hani yara sarmak içindi?

***

Mavi ve yeşilin bir arada olduğu şehirleri çok seviyorum.

Masmavi gökyüzüyle bakışan deniz ve şehre nefes aldıran yeşillik, bir kenti yaşanabilir yapan güzelliklerden ikisidir.

Gölcük, mavisi ve yeşiliyle bu güzelliği sahili boyunca üzerinde taşıyan bir kent. Tarihi güzelliklerinin yanında doğal güzellikleriyle de insanları kendisine çeken bir yer Gölcük.

Kavaklı sahili, Gölcük’ün en meşhur sahili olarak bilinir. Kafelerin, çay bahçelerinin, lokantaların, dondurmacıların.. daha birçok satıcıların da müşteri aradığı yerdir Kavaklı Sahili. Şehri bir tersane şehri olunca tüm deniz taşıtlarını burada en nazlı halinde görebilirsiniz.

Kavaklı sahiline geldiğinizde kocaman savaş gemisi gözünüze çarpar hem de denizde değil, karada. Kavaklı sahilinde yer alan Yarhisar Gemi Müzesi, 1965 yılından 2005 yılına kadar keşif karakol görevi yapan bir savaş gemisiydi. 2005 yılında Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Donanma Komutanlığı tarafından müzeye dönüştürülen gemi, aynı zamanda ülkenin en ucuz müze ziyaret ücretine de sahip. Gölcük Belediyesinin işlettiği müzeyi sivil vatandaşlar 50 kuruşa gezebiliyor. Öğrenciler içinse bu rakam yüzde elli daha az, yani 25 kuruş.

Gölcük’te şehir içi ulaşım 3 lira. Bu rakam İstanbul’dan da fazla. Gölcük Belediyesi Gölcüklülerin “bütçesine” hitap etmeyen bu kararından dönmesini bekleyen Gölcüklüler daha ne kadar bekler, bilmiyorum.

Gölcük’e gelince “mutlaka” denilecek yerleri öğrenmek istersiniz.

Tabii bu, aslında ne aradığınıza bağlı. Bazıları denizi görmek ister. Plajı, kumu, oteli sorar. Bazıları tarihi yerleri gezmek ister. Kimi kaplıca, kimi tarihi evleri görüp, önünde fotoğraf çektirmeyi tercih eder. Kimi de dağcılığa meraklıdır, macera arayıp durur.

Hal böyle olunca herkese göre “mutlaka” listesi değişir.

Sultan Baba Türbesi, Saraylı Köyü, Kazıklı Kervansarayı, Yazlık Ilıcası Termal Tesisleri, Saklıgöl, Değirmen, Gölcük Deniz Müzesi Ulaşlı, Gözlementepe Mesire Alanı, Kadırga Mesire Alanı, Nüzhetiye Köyü Alabalık Tesisleri ve Şelalesi.. diye liste kabarıp gidiyor.

Çok güzel doğal güzelliklerinin olduğunu söylemeliyim. Şelaleler görmeye değer. Deniz ürünleri yemek isterseniz alternatif çok. Balıklara ek olarak Gölcük’te Umaç çorbası, Cızlama, Ciğceli kavurma ve Mancar yemeği meşhurdur, tatmadan geçmeyin.

Gölcük, acının üzerine kurulu bir kent; hüzün dolu bir yer.

Kendi küllerinden yeniden doğan bir kent.

Bir sahil kenti.

Yaşanabilecek, gezilebilecek, geçerken uğranılacak bir şehir.

29 Temmuz 2019 Naif Karabatak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir