Özgür olmak mı, özgürlüğü anlamak mı?

Özgürlüğü, bir birinden ayrılamaz şekilde “4 ana maddeye” ayırırım; Fikir özgürlüğü, fikrini ifade özgürlüğü, dilediği gibi yaşama özgürlüğü ve başkasının özgürlüğüne saygı” Bunlardan sadece birinin eksikliği bile özgürlüğün anlaşılamadığını, sindirilemediğini, özümsenemediğini göstermeye yeter.

Özgür olmakla özgürlüğün kıymetini bilmek farklıdır. Herkes kendince özgürlüğün tarifini yapabilir; bazıları çok geniş, çok felsefi açıklamalarda bile bulunur ama aklını ve iradesini kiraya vermiş olanların bir özgürlük tarifi bulunmaz.

Allah’ın dışında başka kimselere veya şeylere kul, köle olanların da bir özgürlük tarifi olamaz.

Afganistan’da yaşayan herhangi birisinin özgürlük tarifi olur ama Taliban ve onun kölelerinin, uşaklarının bir özgürlük tarifi olamaz.

Darbe mağdurlarının özgürlük anlayışı olur ama darbe yapan, kalkışan ve darbecilere destek olan, kol kanat gerenlerin özgürlük anlayışı olamaz.

Her yolu mubah görenlerin bir özgürlük anlayışı olamaz ama yolun her yerinde önüne çıkan engeli aşanların bir özgürlük anlayışı olabilir.

Amerika’da yaşayan herkesin kendince özgürlük anlayışı olur ama başka ülkelere zulmeden Amerikalı yöneticilerin herhangi bir özgürlük anlayışı olmaz, olamaz.

Filistinlilere yaşam hakkı bile tanımayan her İsraillinin özgürlük anlayışı olamaz ama zulme uğrayan her Filistinlinin özgürlük anlayışı olur.

Herhangi bir ülkede yaşayan her bireyin kendince özgürlük tarifi vardır ama diktatörlerin ve ona tabii olanların özgürlük tarifi olmaz.

Gözü kapalı herhangi bir siyasi partiye inanan ve onun her dediğini ve her yaptığını ‘mutlak doğru’ gören hiç kimsenin özgürlükten herhangi bir şey anladığı söylenemez.

Zalim olanların bir özgürlük tarifi olamaz.

Zulmedenlerin bir özgürlük anlayışı bulunamaz.

Bir başkasını hor görenlerin, bazı insanları ikinci, üçüncü sınıfa yerleştirenlerin bir özgürlük anlayışı olamaz.

Kendisini mutlak doğru, başkalarını mutlak yanlış gören her kim olursa olsun özgürlük anlayışı olamaz.

Şiddet görenin özgürlük anlayışı olur ama şiddet uygulayanın olmaz.

Korku salanın özgürlük anlayışı olmaz ama korkuyla yaşayanların olur.

Şiddet uygulayan ve zulmeden herhangi bir örgüte mensup olanın özgürlük anlayışı olamaz. Aksine o örgütün zulmüne uğrayanların özgürlük anlayışı olur.

Koyun sürüsünün de kurt sürüsünün de özgürlük anlayışı olamaz ama kurtların saldırdığı her koyu, özgürlük anlayışına sahip olur.

İnsanları esir edenlerin bir özgürlük anlayışı olmaz ama esarete uğrayanların özgürlük anlayışı olur.

Parası oldukça özgür olduğunu sananların bir özgürlük anlayışı olamaz ama borcu bittiğinde özgür olacağını düşünen her fakirin özgürlük anlayışı olur.

Bütün bunlar kişilere göre değişiklik gösterebilir ama ben, zulme uğrayanın özgürlük anlayışı ve talebi olacağına inanıyorum.

Özgürlük talebinin illa da dile gelmesi gerekmez.

Özgür olmaktan daha önemlisi, özgürlüğü anlamak ve onu özümsemektir.

Özgürlüğe inanmak, onun gerekli ve mutlak ihtiyaç olduğunu bilmek ve bunun için çaba sarf etmek yeterlidir.

Bir de özgür olduğu halde bunun farkına varmayanlar var.

Mesela özgür olanların çoğunluğu, özgürlüğün kıymetini bilmez.

Bir şeyin kıymetini bilmek için onu kaybetmeyi beklemek, elinde tuttuğunun öneminin farkına varmamaktır.

Özgürlük, farkına varılmayan en önemli değerdir.

Kendin gibi düşünmek özgürlüktür.

İnandığını yapmak özgürlüktür.

İstediğin yere gitmek, istediğin yerden gelmek, istediğin yerde kalmak, istediğin zaman yolunu değişmek, istediğin zaman oturup mola vermek özgürlüktür.

Dilediğini söylemek, dilediğini dinlemek, dilediğini izlemek, dilediğini beklemek, dilediğini yollamak, dilediğini geri getirmek özgürlüktür.

Ama bütün bunları yaparken, bir diğerinin özgürlük alanına müdahale etmemek de özgürlüğün ruhunu kavrayacak olgunluğa erişmektir.

Sövmek, hakaret etmek, dövmek, öldürmek, kovmak, sürmek, aşağılamak, onurunu kırmak, küçük düşürmek, zulmetmek.. bunlar özgürlük değildir. Böyle bir özgürlük anlayışının olduğunu düşünen, içindeki zorbanın farkında değildir.

Benim dediğim olacak, benim dediğim doğru, benim dediğim gibi giyineceksin, benim dediğim gibi yiyeceksin, izin verdiğim ölçüde gezeceksin” demek senin özgürlüğün olabilir ama bunun ad zulümdür, baskıdır, zorbalıktır.

Bizim karıştırdığımız hep budur; kendimize özgürlük istiyoruz, bir başkasına değil.

Zalimin yanında oluyor, zulme uğrayanın ikametgâhını tayine kalkışıyoruz.

Oysa özgürlük, bütün zulümlere karşı çıkmak, bütün zalimleri elinin tersiyle bir kenara atarak, bütün haklılarla birlikte olmaktır. Tek başına haklı kalsan bile…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir