Psikopatlarla Bir Arada Yaşamak

Genel Yayın Yönetmenliği yaptığım süre boyunca çekindiğim haberlerin başında ‘intihar’ ve ‘katliam’ türü haberler başta olmak üzere ‘Üçüncü Sayfa Haberleri’ dediğimiz ‘asayiş’ olayları gelirdi. En korktuğum ise 3’üncü sayfa haberlerinin 1’inci sayfaya taşmış olmasıydı. Ne yazık ki artık gazetelerin manşetleri, sürmanşetleri üçüncü sayfalık haberlerle dolmaya başladı. Çünkü şiddet olayları münferit olmaktan çoktan çıktı.

Trafikte basit bir tartışmanın katliama dönüştüğünü görmeye başladık. Alacağını alamayan, vereceğini veremeyen cinnet geçiriyor ve sonu ölümlerle biten bir faciaya dönüşüyor. Öldürdüğü adamın başında durup, yüzlerce mermiyi sıkmaktan bir an için tereddüt etmiyor. Eşini dövüyor, katlediyor. Hızını alamıyor yüzlerce kez bıçaklıyor, aracıyla eziyor, kurşun yağmuruna tutuyor. Döner bıçağıyla sağa sola saldırıyor. Samuray kılıcıyla, hiç tanımadığı, hiç bilmediği, hiçbir suçu ve günahı olmayan gencecik bir kızı doğrayabiliyor. Silahını eline alıp rastgele ateş ederek, kanlı canlı insanları hedef tahtasına dönüştürüyor. Oğlunu öldürüyor, kızını öldürüyor, babasını, annesini, kardeşini öldürenler çıkıyor.

Dedesinin, babasının emekli maaşı için aynı odada yıllarca ölüyle yaşayanlara rastlıyoruz. Üstelik ölüm kağıdını doldurduğu için doktorun canına kastedecek kadar gözü dönmüşler bulunabiliyor

Sabah evden çıkıp, işe gidene kadar her tarafa terör estiren, bağıran, çağıran, el kol hareketi yapan, adeta kendi kendisiyle ve her şeyle kavga eden tipler var.

Keskin sirkeler aramızda geziyor ama sadece sirke küpe zarar vermiyor, bütün bir topluma zarar verir hale geliyor.

Sağlıklı bir toplum değiliz artık.

Hangi ara bu kadar psikopat olduk, doğrusu bilmiyorum.

Bunun ne kadar pandemiyle alakalı ne kadarı maddi durumla ilgili ne kadarı genetik, ne kadarı ‘bulaşıcı’ doğrusu bilmiyorum, bilmenin mümkün olduğunu da sanmıyorum.

Vicdanı olmayan insanlarla dolu her bir yanımız.

Hayatının hiçbir döneminde merhameti tatmamışlar var.

Psikopatlığın her türü, her şekilde aramızda.

Eskiden tımarhaneye tıkılanlar, şimdi takım elbiseli, kravatlı, makyajlı, son moda giysilerle şık bir şekilde sağımızda, solumuzda dolaşıyor.

Bazısının maddi sıkıntıdan kaynaklanan bozuklukları var.

Bazısı çok zengin, statü sahibi olduğu halde psikopat.

Psikopatlığın rengi olmuyor, maddi durumla bir alakası bulunmuyor, makamı, mevkii de olmuyor. Hatta dini, imanı bile bulunmuyor, sağı, solu da olmuyor.

O kadar çok psikopat var ki, ‘etkili’ ve ‘yetkili’ arasında bile çıkıyor.

Ve daha da kötüsü, onlarca türü olan şizofrenlerden en tehlikelilerinin yanımızda, yanı başımızda bizlerle birlikte, aynı sokakta, aynı caddede, aynı işyerinde, aynı markette, aynı havayı ‘güvenle’ teneffüs ettiğimizi sanmamızdır.

Belki bu kısım doktorları ilgilendirir ama en kötüsü ve benim en korktuğum ‘vicdan’ ve ‘merhamet’ taşımayan insanlarla bir arada yaşamak. Sorun, psikopatlık değil, aynı zamanda vicdan ve merhametsizlerin sayısındaki önü alınmaz artıştır.

Sağ olsun dizi ve film yapanlar da bunu her akşam körüklüyor.

Herhangi bir kanalda herhangi bir diziyi açtığımızda baş rolden, son role kadar olanların tamamına yakını psikopat olduğunu görebiliriz. Sadece bu değil tabii ki, neredeyse karakterlerin çoğu vicdansız, çoğu merhametsiz, çoğu agresif, sürekli bağıran tipler. Karakterler, sürekli hakaret eder, sürekli taciz eder, sürekli zulmeder ve bunu sistemli bir şekilde yapma becerisine sahipler.

Her akşam, bazen her saat bu tür dizilerle, bu tür filmlerle beslenen bir nesil, insanlığı unutuyor. İnsanı insan eden bütün değerlerden yoksun bir şekilde büyüyor.

Eline silah alan kendini mafya sanıyor. Mafya olan da kendini adamdan sayıyor. Hepsinin adi birer katil, aşağılık pislik olduklarının farkına varmadıkları gibi, ona özenenler de bunun farkına varamıyor.

İlginç ama terör örgütünü destekleyen insanlar bulunuyor. Öldürmeyi bir hak bilen, bir dava sayan sapık ideolojilerin beyinlerini yıkadığı insanlar bir arada yaşıyoruz.

İyi insanlar da var elbet…

Ama iyilerin sayısı gittikçe azalıyor. İyiler bir köşeye siniyor ve iyiler, artık hak ettiğini de alamamaya başlıyor.

Çünkü vicdan ve merhameti bünyesinde barındırmayanlar, kendileri gibi olanları ‘etkili’ ve ‘yetkili’ kılmak için canını dişine takmış çabalayıp duruyor. Kanun ve yasalar, mahkemeler, güvenlik birimleri de bu vicdansızlığa, bu merhametsizliğe ve bu zalimliğe ‘dur’ demeye yetmiyor/yetişemiyor!

Çünkü ne yazık ki, zorba, hem suçlu oluyor hem de güçlü, üstelik de çok güçlü…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir