birkasamanelazimhikayesi

Bir ‘akşama ne lazım’ hikâyesi

Önümde üç kişi vardı, birazdan sıra bana gelecek ve ben de muzaffer bir komutan edasıyla aldığım eşyaları kasiyer kızımızın ürünleri rahatça okutacağı tezgâhın üzerine koyacağım ve ‘sıradaki müşteri’ olarak tarihe geçeceğim.

kürküm bende yiyeyim bari

Nereye aitsiniz, nereye ait olmalısınız?

Hayatınızın herhangi bir döneminde okuduğunuz bir kitap, ruhunuzu bedeninizden alarak çok uzaklara götürebilir. Belki de bir film seyrettiğinizde, gördüğünüz bir rüyada, hayallerinizde. Yaşadığınız yer neresi olursa olsun, yaşamanız gereken yer bambaşka bir yermiş gibi bir hisse kapılabilirsiniz. Bu durumun psikolojik açıklaması var mı bilmem, herhangi…

Mesaj bekleniyor…

Kalabalığın arasında bir kaynaşma oldu. Önce itiş kalkışlar yaşandı, sonra küt diye bir ses geldi ve ardından “yandım anam” feryadı yükseldi. Yoğun kalabalık nedeniyle ne olduğunu göremedim. Kötü bir şey olduğu seziliyordu ama henüz ne olduğu belli değildi. “Yandım anam” diyen adamın inlemeleri duyuluyor, ben…

Kim neyi duymak isterse…

Ağanın kapısının önündeki kalabalık gittikçe artıyordu. Fısıldayanlar, yüksek sesle konuşanlar, bir birine bakıp sorgu sual edenler ve yeni gelenlere yapılan izahatlar uzun bir süre aldı. Çaycı Rüstem Efendi, köy imamı ve öğretmenine seslenerek, “kapıyı çalan, hatır soran siz olun” dedi. Öğretmenle imam göz göze geldi….